Anasayfa

Anasayfa

Alem FM Radyo Kayıtları

ZKC Matrax
Nihat Sırdar
Mansur El Sabah Show

Power FM Radyo Kayıtları

Cenk ile Erdem

Virgin Radio Kayıtları

Geveze Show
Bay J

Radyo Klas Kayıtları

Hopdedik Ayhan Show

Star Artı Kayıtları

Baylan Show

Sık Sorulanlar

SIK SORULANLAR

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
mailvemsn.png, 1 kB
Anasayfa arrow Röportajlar arrow Radyoskop.Net Röportajları arrow Hayri Hiçler Radyoskop.NET'in Konuğuydu
Hayri Hiçler Radyoskop.NET'in Konuğuydu E-posta
Salı, 05 Ağustos 2008
Spor medyasının önemli isimlerinden Radyo Klas'ın başarılı spor yorumcusu Hayri Hiçler sitemize birbirinden özel açıklamalarda bulundu. Enes İbişdayı'nın özel röportajını okumak için haberin devamına tıklayın.

Hayri Hiçler kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Hayri Hiçler kendini tamamen spora ve spor yazarlığına adamış gazeteciliğin ilk ışıklarını lisede vermiş, üç yıl lisedeki yıllığı çıkartarak gazetecilik yolunda ilk kıvılcımları çakmış ve ondan sonra okulu bitirir bitirmez matbaada kendini bulmuş bir kişi. Benim dünyam spor ve spor yazarlığıdır. Çok kısa süreli amatör futbolculuğum var. Daha sonrasında bir hakemlik deneyimim var. Hakemken bir maçta dayak yiyip hakemliği altı ayda noktalamıştım. Ama spordan kopamadım. İlk çalıştığım gazete 1968’de Kara Kartallar Spor dergisiydi. Bir emekli babanın çocuğu olarak liseye giderken harçlığı çıkarmak zorunda olan bir çocuk olarak o dergide hafta sonları çalışarak para kazanıyordum. Daha sonra stat büfelerinde çalıştım. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en önemli futbolcularına şeref tribününde çay servisi yaparken hem mutlu oluyordum hem bedava maç seyrediyordum hem de o insanlarla görüş alış verişi yapıyordum. 1970 yılında aralıksız 1992’ye kadar Tercüman’da çalıştım. 10 – 15 yılı spor müdürlüğü ve o arada çıkan Bulvar gazetesinde de yine müdürlük yaptım. Ve bir arayışa girmek istedim. Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star’da bu işe başladım. Star’da başlar başlamaz da Şampiyonlar Liginin ilk anlaşmasına imza atan kişi olarak çok mutluyum. Şampiyonlar ligi o zaman Türk takımlarının yer almadığı pilot olarak iki grupta 8 tane önemli takımın başlattığı bir ligdi. Böyle bir lige diğer televizyonlar rağbet etmedi ama ben ilerde Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi takımlarımız girer diye düşündüm ve bu ligin ilk anlaşmasını yaptım. Görüyorsunuz hala Star Tv Şampiyonlar Ligini yayınlamanın onurunu, keyfini ve ticari açıdan da zevkini yaşıyor. Sonrasında televizyonda neler yapılabilir? Yani gazetecilik birikimini televizyona aktarmak için çırpındım durdum.

Türkiye de ilk hakem programları, tartışma programları hep benim dönemimde başladı.

Türkiye de ilk hakem programları, tartışma programları hep benim dönemimde başladı. İlk programımın görüntüleri arşivde Star’da vardır. İlk programımda sağımda Erman Toroğlu solumda Ahmet Çakar oturuyordu. Aktif futbol hakemleriydi. O dönemde böyle bir program başlatmıştık. Ardından Atv, Hıncal Uluç, Erman Toroğluydu. Ve günümüzde gördüğünüz gibi televizyonlarda hakem programı ve tartışma programı yapmayan kalmadı. Televizyonda ilkler yapmak istedim. Siyaseti mizahla birleştirerek söyleşiler yaptım. O dönemde Demirel’in, Erbakan’ın konuşmalarına sorular hazırlayarak insanların gülmelerini sağlayan magazin programları yaptık. Bir haftada 7 program yaptım. İçinde Futbol Lig, Tam Saha, Telegol olmak üzere çok değişik sporları da içene alan programlar yaptım. Türkiye’de ilk defa bir televizyona bilardo yayınını getirdim. Günümüzde en çok ilgi gören sporlardan biridir bilardo. Eurosport kanalı sürekli naklen yayınlar vermektedir. Bunları getiren ilklerin peşinde koştum. Sonra Star’da malum bir operasyon yapıldı. Ondan sonra bir arayışa girdik ve zaten hem mahkemeyi kazandık hem de Yargıtay kararını kazandık ve işe dönüşü beklerken bir de dedim ki radyoculuk yapıyım. Meslekte benim bir önemli özelliğimde şu gazeteciliğin her dalında ödül alan bir gazeteci olmamdır. Toplam ödül sayısı 253 sanıyorum bu rakama yaklaşan veya ulaşan yoktur. Ama karikatürde, fıkrada, makalede, röportajda, incelemede, araştırmada ve fotoğrafta gazeteciliğin akla gelen her branşında ödül alan bir gazeteciyim. Bütün bunların yanında televizyonu da koydum. Ve bir de radyo bulunsun dedim. Herkes mesleğe radyoculukla başlar, radyo ilk şeydir, Sıçrama tahtasıdır. Beyaz mesela günümüzün önemli şovmenlerinden biri. Radyoculuk herkesin alt yapısı, ama radyoculuk benim son yapım oldu. Bu radyo başka bir heyecanmış. Yani mikrofonun başına geçmek insanlarla iletişim kurmak gelen mesajlarla birlikte onların sorunlarına cevap verebilmek onları mutlu edebilmek gerçekten keyifli bir işmiş. Mesela Hopdedik Ayhan yıllardır radyoculuktan kopamamasına hak veriyorum. Gerçekten keyifli bir iş. Ben de stres atıyorum. Yani 1 saatlik 1,5 saatlik Klas İddia, spor programı var. Maçlar var, insanların anında mesajlarla tepki vermesi ya da telefona sarılıp sizinle konuşmak istemesi, bunlar çok güzel şeyler. Bugüne kadar hep halkın istediklerine cevap vermek istedim. Onlar ne düşünüyorlarsa aynı şekilde düşünmek istedim. Zaten iyi bir gazeteci bir radyocu iyi bir televizyoncu halkın ne düşündüğünü bilebiliyorsa, hissedebiliyorsa aynı tepkileri içinde yaşayabiliyorsa ve bunu dile getirebiliyorsa iyi bir radyocudur, iyi bir gazetecedir ve iyi bir televizyoncudur.



Yıllık hazırladığınızı söylediniz. Hangi okulda hazırladınız bu yıllığı?
Kabataş Erkek Lisesinde. Tabi ben Kabataş Erkek Lisesi mezunuyum. Sonra ben İstanbul Üniversitesi Filolojiye başladım. Ama bütün iş bir ay sürdü. Çünkü 10 gün arayla annemi ve babamı kaybettim ve benim için tahsil hayatı orada bitti. Daha sonra güzel sanatlara girip karükatürist olmak vardı. Zaman zaman hobi olarak çizgi olayını da devam ettiriyorum. Çok seviyorum çünkü çizmeyi. Ama o öyle içimde uktedir. Öyle herkesin başına gelmeyecek bir olay on gün arayla hem annemi hem de babamı kaybetmiştim. Mecburen hayat kavgası içine düştüm.

Spor dünyasına bu kadar ilginiz neyden kaynaklanıyor?
Benim abim milli yüzücüydü. Fenerbahçe’de milli formayı giymiş bir yüzücüydü. Belki onun teşviki olabilir. Ama öyle bir yerde okudum ki ben; Beşiktaş ve Ortaköy, yani üç otobüs durağı arasında bir çizgi vardır. Beşiktaş’ta Barbaros İlk Okulunda okudum. Ortaköy’de Gazi Osman Paşa Ortaokulun’da okudum. Bir gerisi de biliyorsunuz Kabataş Erkek Lisesi’dir. Hatta orada ilkokuldan sonra Galatasaray okulu vardı. Galatasaray’a girme şansım olabilirdi. Sadece parasızlıktan o zaman babam yanılmıyorsam 500 lirayı bulamadığı için kaydımı yaptıramadı, sınavı kazanmama rağmen. O arada bir stat vardı. Beşiktaş’ın efsanevi stadı Şeref Stadı, yani şimdiki Çırağan Otelinin bulunduğu stat. Oradan geçerken Beşiktaş ünlülerini Beşiktaş’ın unutulmaz kadrosunu, yöneticilerini görürdüm, okuldan sonra Beşiktaş idmanına uğrardık. Burada artık iyice törpülendi spor aşkım. Bir şeref tribünü büfesinde hem 20 lira kazanıyordum hem de o ünlülerin elini sıkmak gibi büyük bir onuru yakalıyordum. Gencecik bir çocuk için önemli bir şeydi. Belki onların bana yarattığı bir havayla sporun içine düştüm ve bir daha çıkamadım.


Yayında anlatacak malzeme bulabilmek için Belediye Otobüsü ile yolculuk yapıyorum

Radyoda yaptığınız spor / iddia programları aynı türde diğer programlara göre daha çok show tarzı gözüküyor. Böyle bir formatta spor programı yapmak nereden aklınıza geldi?
Ben açıkcası iyi bir radyo dinleyicisi değildim. Çünkü spor yazarlığını ve spor müdürlüğünü sürdürürken bir makam otomobili gelir evden alır gece yarılarına kadar süren bir yorucu maratondan sonra gene sizi eve bırakırdı. Arada radyo dinlerdim ama o da sizi bırakan şoförün seçtiği radyoydu. Belki arabeskti, belki bir haber kanalıydı. İyi bir radyocu olduğum söylenemez. Ama kızım iyi bir radyocudur, şu an da Joy Fm’de çalışıyor; İklim Hiçler. Radyocu olarak başladı yıllardır da orada çalışıyor. Ben insanları takip ediyorum. Şoför bir komedi programına takılıyor. Yahut kendisine kendi problemleriyle ilgilenen bir radyocuyu dinlemeye başlıyor. Demek ki diyorum ki insanlar çok sıkıntılı radyo kanalıyla mutlaka iyi bir müzik dinlemek istiyorlar. Ama mutlu olmak istiyorlar. Mutlu şeyler görmek istiyorlar. Kendilerini güldürecek fıkra da olabilir, hayat hikayesi de olabilir. Bir takım şeyler istiyorlar. Ben de diyorum ki o zaman bu insanları mutlu etmenin en kestirme yolu Kemal Sunal filmlerindeki insan tiplemesi var. O tiplemeyi günlük hayatta o kadar çok yaşıyoruz ki onları aktarmak ben başarılı olduğuma inanıyorum. Ve benim için en büyük malzeme otobüste yolculuk yapmam ve insanları gözlemem. Ben pekala arabayla da gelebilirim, taksi de tutabilirim. Ama otobüs gibi derya, yani espiri açısından, olaylar açısından müthiş zengin bir otobüs hayatı içindeyim. Her kesimden insanları görüyorsunuz. O insanların tepkilerini görüyorsunuz. Otobüsün içindeki davranış biçimlerini görüyorsunuz. Türk insanın bir kemsini görüyorsunuz orada mutlaka her gün espiriye dönük komediye dönük bir olay mutlaka yaşanıyor. Gelir gelmez radyoda bunları aktarıyorum. Yani ben gördüğümü aktarmaktan fazla bir şey yapmıyorum. Ama insanlar mutlu oluyorlar.

Ailenizde radyoya büyük merak var sanırım. Siz radyocusunuz, kızınız radyocu… Ailenizde başka radyocular var mı? Nedir sizi radyoya çeken?
Armutlar dibine düşüyor. Kızım radyoculuğa hakikaten 6 – 7 yaşlarından itibaren ilgili. Yurt dışına gittiğim zamanlar benden radyo malzemesi isteyen, CD’ler isteyen, bana listeler veren bir çocuktu. Diyorum ya demek ki genetik yapıda var bu. Ayrıca iyi de bir gazetecidir. Kitabı da var. İlkim’in en büyük özlemi bir gazetede yazar olmak. Okuyorum yazılarını çok ciddi bir yazar olacağına da inanıyorum. Oğlum (İlker Hiçler) Tv8’de spor editördür. Spor editörü İlker Hiçler askerliğini yaptı geldi. Şimdi yine bir bilgisayar departmanında tv8 de 4 yıl çalıştı spor servisinde. ikizlerimin kızı var o da Digitürk’te çalışıyor. Armutlar dibine düştü dedik ya hepsi medya ya serpildiler.



TV ve radyoda yaptığınız yorumlarınızdan dolayı eleştirildiğiniz oldu mu?
Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş hatta Trabzonspor’a dahil gönül veren yüz binlerden bahsediyoruz programlarımızda. Bir yayın yaparken bir tarafa ölçüyü kaçırdığınız olabiliyor. Yani Fener’i o günkü maçında çok met ediyorsan Galatasaraylı size kızabilir. Galatasaray -Beşiktaş maçında Galatasaray’ı met ederken Beşiktaşlı size kızabilir. Üç büyükleri anlatırken ihmal ettiğiniz bir Trabzonsporlu yeter artık ya bizden de biraz bahsedin diye öfkeyle mesaj gönderebiliyor. Telefon da edebilir doğaldır bu. Aynı anda hiç kimseyi mutlu etmeniz mümkün değildir. Ama prensip olarak hep tarafsız kalmaya özen gösterdim. Sürekli doğruları söylemek için çırpındım ve bu konuda başarılı olduğuma inanıyorum. Yani ben kaşkol takan spor yazarı değilim. Günümüzde sende biliyorsun ki Hıncal Uluç dendiği zaman Galatasaraylı’dır. Adnan Aybaba veya bir başka Beşiktaşlı’dan söz ettiğiniz zaman o Beşiktaşlı’dır. Kimliklerini ortaya koyup spor yorumculuğu yapanlar var. Ama işte onların ekranda ve radyoda da inandırırcıkları bana göre azalıyor. Doğrusunu benim yaptığıma inanıyorum. Bugün çıkın dışarıda anket yapın beni tanıyanlara tuttuğum takımı sorun, biri bu Fenerbahçeli diyecektir bir başkası Şampiyonlar Liginde özellikle Galatasaray maçlarını verirken o büyük bağırışlarım ve o gol nidalarımdan hasta Galatasaraylı diyecektir. Bir grup ise yetiştiğim, büyüdüğüm yılların geçtiği Beşiktaşlı diyecektir. Demek ki herkes kendinden görebiliyorsa ben başarılıyım ve doğruyu yapmışımdır.

Galatasaray-Barcelona maçında “Haydiiii Hakaaaaannnn” şeklinde bağırışlarınızla daha çok tanınıyorsunuz? O maçtaki heyecanınızı anlatır mısınız?
Benim hakikaten belki milliyetçi duygulara sahip olmaktan ya da bir takımın başarısıyla çok mutlu olan bir kişiliğim var. Yani mesleğimin başında o kadar şanssızız ki siz genç jenerasyon çok talihlisiniz. Siz genç yaşta bir UEFA şampiyonluğu gördünüz bu ülkede, siz bir dünya üçüncülüğü gördünüz, sıcağı sıcağına bir Avrupa üçüncülüğü gördünüz. Bizim mesleğin tam yarısı nasıl geçti biliyor musun? Yaa şu maç berabere bitse diye dua edeceğimiz maçlarla geçti. Yani Alman takımıyla golsüz berabere kaldığımız zaman şerefli beraberlik diye başlık attardık. Olmaz olmaz deme, dayan Fener derken 0 – 0 ı bekleyen manşetler attık. Şimdi Fenerbahçe Macar milli takımına dört oyuncu veren ve kalesinde Macar milli kalecisi olan MTK’yı 2 – 0 yenerek, aman canım diye dudak büküyoruz. Geldiğimiz çizgiye bak. Artık galibiyetler bile bizi mutlu etmiyor.Daha büyük başarılar bekliyoruz. Onun için o bağırışımı, o heyecanımı belirli bir yaştan sonra normal görmek gerekir. Özlemişim kardeşim. Ben bu başarılara hasret kalmışım. Onun için bağırıyorum. Yarın Fenerbahçe bana göre MTK’yı geçti, Partizan maçında da, şampiyonlar liginde de aynı heyecanı yaşarım. Bükreş’i elediği an Galatasaray’la da yine aynı heyecanı yaşarım.


Hangi takımı tuttuğumu 32 yıllık eşim dahi bilmiyor

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Yok bunu benim 32 yıllık eşim de bilmiyor. İşte böyle bir sırrımız var. Ayhan’a git sor bu hasta Fenerli der. Git sor bak buradaki diğer çalışanlara 3-4 arkadaş Beşiktaşlı diyecektir ve mesela burada. Aycan diye bir arkadaş var, Hayri baba bizden, Fenerli der. Öbürü Galatasaraylı der. Sana da söyleyemem eşim bilmiyor ki. Eşim şöyle söylüyor sadece toplantılarda filan Hayri Bey hangi takımlı diyorlar, “aman bırakın o dönek” diyor. Böyle bir şey söylüyor bana.


Fikret Enginle mi yoksa Hopdedik Ayhanla mı program yapmayı daha çok seviyorsunuz?
Evet, Fikret benim canım kardeşim şimdi çok genç bir partnerim var. Nuri Şimşek; gencecik biri. Ben yıllarca gençlere çok önem verdim. Yani burada şimdi isimlerini de söyleyebilirim. Mesela Serhat Ulueren benim yanımda başlamıştır. Star’da benden sonra müdürlük yaptı. Ne biliyim bir banka veznedarlığından gelen Can Küçükyıldırım diye bir çocuk şu anda yine bir televizyonun müdürlüğünü yapıyor. Gençlere çok önem veren onları topluma kazandırmak, onların mesleki açıdan bir kulvara girmeleri için çırpınan bir adamım. Şimdi Nuri’yle çok keyifli bir program yapıyorum. Elbette Hopdedik Ayhan bir usta ama Fikret Engin’i aynı teraziye koyamam. Fikret Engin bugün Türkiye’de bana göre en iyi maç anlatan spikerlerden biridir. Layık olduğu yere geldiğine de inanmıyorum. Burada görev yaparken biliyorsunuz, Atv’de milli takımın Avrupa şampiyonası elemelerine gitmeden önce grupta yaptığımız tüm maçları anlattı. Ve bana göre çok başarılı anlattı. Ama o ara el değiştiren televizyon Trt spikerleriyle anlaştığı için bana göre Fikret Enginin hakkı yendi. Çok kaliteli bir spiker. O’nunla yapılan programda spor ağırlığı var. Ama Hopdedik’le yapılan programda şov ağırlığı var. Hopdedik iyi bir radyocu. O da insanları mutlu edebilmek , güldürebilmek için çırpınan ve mesleğine son derece saygılı ve en iyi yapanlardan biri diyebilirim. Ha şimdi diyorsun ki onla da yapıyım Fikret’le de yapıyım Nuri’yle de yapıyım. Ne engel var. Sadece formatta değişiklik olur.

Hopdedik Ayhan tam bir süper manyak!

Hopdedikle program yaparken çok sinirleniyorsunuz bunun nedeni nedir? Yani Hopdedik sizi niye bu kadar çok sinirlendiriyor?
Evet sinirleniyorum çünkü süper manyak. Gerçek bir süper manyak, o almış benim nerede sinirleneceğimi arada veriyor gazı beni de kudurtuyor. Millet zannediyor ki tiyatro oynuyoruz. Hayır efendim resmen kızıyorum ben. Az önce yaşadın sen de zaten.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Şimdi genç bir kardeşimle röportaj yapmaktan dolayı mutluyum. İnşallah meslekte severek internet gazeteciliği olsun, radyoculuk olsun ilk basamaklar. Bunu Nuri’ye de söylüyorum, Doğan cana da söylüyorum. Hepsine söylüyorum. Kahırlı bir başlangıç olacaktır. Fazla mesai verip verdiğiniz mesainin karşılığını belki almayacaksınız. Ekonomik sıkıntılar yaşacaksınız. Ama özveriyle çalıştığınız an severek çalıştığınız an mutlaka bir yerlere geleceksiniz. Bu şaşmaz. Yani bugün belki cebinizde 20 lira 30 lira yok. Ama severek bir işi yaptığınız zaman o sizi öyle bir itecektir ki belki 20 yıl sonra bütün düşlediğiniz her şeyinde sahibi olabileceksiniz. Ama bir işi severek ve özveriyle yapmak çok önemli, iş olsun diye iş yaparsan sıradan bir adam olursun. 3 yılda bir 5 yılda bir işsiz kalırsın.

Radyoskop.Net hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bunu Ayhan’dan dolayı öğrendim. Çok takip edilen bir site olduğunu öğrendim. Bundan sonra artık takip edeceğim. Çünkü bu konuda beni mazur görün yani internette 1-2 arkadaşın sitesine giriyorum. Bir de işte bana sataştığı için Hopdedik’in sitesine giriyorum. Benim günlük yazılarım var, iddia yazılarım var. Tüyover Gazetesinde yazı yazıyorum. Bunlar benim zamanımı alıyor. Bir maçı verirken millet işkembeden sallar.Ben ise son maçımda kim kırmızı kart görmüş, kim kadro harici kalmış, sahaya çıkacak son kadro nedir falan, bu kadar detaya indiğim zaman bana zaman kalmıyor. Artık bu benim hastalığım. Benim 6-7 saatimi yazı alıyor. Radyo var, televizyon var biliyorsun Number One’da iki aydır devam eden bir program vardı. Belki Ağustosta ligle birlikte yeni projeler de çıkabilir. Sağdan soldan arkadaşlar arıyor. Spor programı davetleri var. 40 yıl hizmet vermiş bir adamın bir yorgunluğu var ama bu yorgunluğu sporun içinde olmak bir anda zinde tutuyor.

Hayri Hiçler’e bizi kırmayıp röportaj için vakit ayırdığı için teşekkür eder, bundan sonraki yayın hayatında başarılar dileriz.

Röportaj: Enes İBİŞDAYI
Fotoğraflar: Doğancan ÖZADLI

Yorumlar (10)add feed
Cihan: Süper beee
Hayri baba hayri baba......... smilies/cheesy.gif smilies/cheesy.gif smilies/cheesy.gif
1

Ağustos 05, 2008
DOĞANCAN: heheh
evet gördüğünüz gibi hem adam M.Ö kalma Hemde Telefonu smilies/smiley.gif... bi anteni eksik yaaaaani smilies/smiley.gif smilies/grin.gif
2

Ağustos 06, 2008
esmanur tan: ...
ne yani bilmem nekadar megapiksel kameralı cep telefonu olmayanlar taş devri insanımı oluyor sevmeye bilirsin dogancan hayri hiçleri böyle seyler söyleme bence.M.S'yı yaşamak için birkaç megapikseli olan telefon şart deği
3

Ağustos 07, 2008
Doğancan: :))
Sevgili Esma hanım, ben hayri hiçlerin asistanıyım... sadece takılıyorum smilies/smiley.gif Ama dert oldu sanırım smilies/smiley.gif)
4

Ağustos 08, 2008
yandım ali: esma hanımmm aaa
esma hanım evet doğancan hAYRİ hiçlerin asistanı birlikte program yapıyorlar hayri hiçleri ondan daha iyi tanıyamazsınız daha geçenlerde radyo kalstaydım yayınlarını izledim ikisi çok iyi anlaşıyorlar hayri hiçler doğancanı torunu gibi seviyor...YANDIM ALİİİİİİ
5

Ağustos 10, 2008
DOĞANCAN: ...
allahım yaa smilies/smiley.gif.. Ali sende Avukatlığa başlamışın haberim yok smilies/smiley.gif
6

Ağustos 10, 2008
YANDIM ALİİİİİİİİİ: ...
OLUM SEN BİLMİYONMU BEN HERSEYE MAYDONOZ OLURUM smilies/smiley.gif BEN HEP HAKLININ YANINDAYIM ONUN AVUKATIYIM smilies/wink.gif
7

Ağustos 26, 2008
YANDIM ALİİİİİİİİİ: ...
smilies/cool.gif smilies/cool.gif smilies/cool.gif smilies/cool.gif smilies/cool.gif
8

Ağustos 26, 2008
YANDIM ALİİİİİİİİİ: ...
BU ARADA ŞEYTANIN AVUKATI FİLMİNİ SEYRETTİNMİ smilies/cheesy.gif
9

Eylül 12, 2008
ferdi: yuhh
Arkadaşlar hayri hiçlerin oğlu sevgili ilker hiçler in askeriydim ben zamanında o nasıl bir adam ya istikameti veriyor kalk komutu vermeyi unutuyordu sanki her tarafım yara olmuştu onun yüzüden buradan sesleniyorum hayri beye oğlunuzdan çook çektim 3 ay aldı ömrümden..smilies/cheesy.gif..
10

Aralık 13, 2008
Yorum Yaz
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
< Önceki   Sonraki >








© 2010 RadyoskoP.NET Radyo Haberleri Kayıtları Radyocu Röportajları Canlı Radyo Dinle, Radyo Kayıtları, Radyodan Kayıt
Joomla! GNU/GPL Lisans altında korunan ücretsiz ve özgür bir yazılımdır.

Masters of Horror Tüm Bölümleri İndir

Fishville | RADYO |RADYO HABERLERİ | RADYO DİNLE